2012 YAKLAŞIRKEN

DİBA AYTEN YILMAZ – 10 Aralık 2011

Üzerinde çok spekülasyon yapılan 2012 tarihi yaklaşıyor. Bu tarih yaklaşırken neler olup biteceğine dair farklı görüşler var. Konuyu en yakından takip edenler astrologlar ve spiritüel konularla ilgilenenler. Çevrebilimciler ve dünyanın ekolojik sistemini inceleyenler arasında da artan “felaket”lere bir anlam vermeye çalışanlar var.

Maya takvimi 21 aralık 2012 tarihini zamanın sonu olarak veriyor. Mayalar o tarihe kadar hüküm sürecek olan para-güç-kontrol değerlerinin sevgi-kardeşlik-birlik-bütünlük değerleriyle değişeceğini öngörmüş. Mayalar, Aralık 2012’de başlayacak olan döneme İnsanlığın Muhteşem Devresi adını vermişler.

Bu yazımla, 2012 yılına girerken, biz insanların yaşadığı bilinç dönüşümüne dikkatinizi çekmek istiyorum. Spiritüel, ruhsal konulara olan açılım ve ilgi giderek artıyor. Yakın zamana kadar bir ruhu olduğunu bile kabul etmeyen, kendisini beden ve zihinden ibaret sananlar bile bunun ötesinde bir şeyler olduğunu kabul etmeye başladılar (hepsi değilse de bir kısmı). Sadece beden ve zihinle yaşanmadığını anlayanlar sorgulamaya başladılar; ‘Ruh nedir? Ölümden sonrası var mı’? Bu soruları sorarak ilk spiritüel uyanışlarını yaşıyorlar. Spiritüel uyanış ve ilerleme daha çok sayıda insan için gündeme gelmeye başladı. Sadece satış, prim, maaş artışlarının konuşulduğu camdan binalarda, büyük işyerlerinde kahve molalarında artık spiritüel arayışlar konuşuluyor, haberlerini alıyorum.

Daha önce benzeri konulara hiç ilgi duymamış, sadece bedeni ve aklıyla yaşamaya alışmış olanlar için bu dönem oldukça şaşırtıcı ve sarsıcı olabiliyor. Spiritüel arayış insanı ruhsal uyanış, kişisel farkındalık ve ruhsal gelişime götürüyorsa ne ala. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, arayış insanı her zaman doğru yerlere götürmüyor. İnsanların uyanışa geçtiği bu süreçte özgür iradesi düşük olanları kendi derneklerine çekmeye çalışanlar, ‘bakın uzaylılar gelecek, o zaman sizi sadece biz koruyacağız’ benzeri şeylerle insanları etkilemeye çalışıyorlar. Uyanık ve farkında olun.

Hazır insan evladı arayışa çıkmışken ve spiritüel uyanış hızlanmışken karanlık da boş durmuyor ve çalışıyor. Karanlık nasıl çalışıyor derseniz korku dolu filmlere, kitaplara, korkuyu yaymaya çalışan yazıların nasıl arttığına  bakın. Felaket tellalı gibi işgören yazarların yanısıra, korku dozu giderek yükselen filmler artıyor, bu tür filmlerin karanlık afişleri heryeri kaplıyor. Karanlık ve korkuyu yaymaya çalışan her tür yayından uzak durmalıyız. Ve özellikle çocuklar ve gençleri bu tür film ve kitaplardan-yazılardan uzak tutmamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü korku arttıkça sevgiye yani ışığa yer kalmaz. Oysa insanlar olarak bu önemli süreci, içimizde ve hayatımızda sevgiye ve ilahi ışığa daha çok yer vererek aşabiliriz.

Bilinmeyen ve değişim her zaman insan evladının gözünü korkutmuştur. Bizleri ilerleme yolundan alıkoyan da korkularımız değil mi? Dünyada iken insani ego her zaman devrede. Ego güç ve maddiyat peşinde ve korku dolu. Ruhumuz, ilahi öz’ümüz ise Tanrı’nın ışığına ihtiyaç duyuyor ve bizi ilahi akışa yönlendiriyor. Bu dönemde, insan oluşu bir spiritüel deneyim olarak ele almaya başlayan ve spiritüel bilinci artan varlık, içsel değişim ve dönüşüm yaşamanın eşiğinde. Bazı erkenci kuşlar çoktan yola çıktık bile. Ama hala ‘gün iyice ağarsın, öyle yola çıkarım’ diye bekleyenler de var.

Bu süreçte çeşitli sınavlara tabi tutuluyoruz. Evet, insanlık deneyimi bir sınav ve Dünya bir sınav yeri ama bu dönemde sınavlar sanki bütünlemeye kalmışız gibi hepsi üstüste geliyor. Geçmişte halledemediğimiz, başaramadığımız, aşamadığımız durumlar şimdi aşmamız gereken sınavlar olarak karşımıza çıkıyor. Yani  karma’mız önümüzü tıkıyor.

Korkularımızın kaynağını keşfedip geçmişte nereden kaynaklanıyorsa çözerek sevgiyi ve ilahi ışığı daha çok hissedebiliriz. Böylece kendi içimizde daha dingin, huzurlu olabilir ve  Dünya anayla, evrenle uyum içinde yol alabiliriz.

SEVGİ, HUZUR ve İLAHİ IŞIKLA KAPLI, BARIŞ DOLU BİR DÜNYADA YAŞAYALIM!
YENİ YIL KUTLU OLSUN!

Sevgi ve şükranla,