ENERJİK TEMİZLİK 2

DİBA AYTEN YILMAZ – 2 Mayıs 2009

Dünyamızda, ruhsal gelişim yolunda bizi  destekleyen, yüksek enerjili varlıklar olduğu gibi düşük enerjili, negatif enerji yayan varlıklar da mevcut. Hem bilimsel hem spiritüel kaynaklarda belirtildiği gibi, evrende hem pozitif hem negatif enerjiler var. Ve bizler her iki enerjinin de etkisi altındayız.

Bir hayat döngüsü sona erip bedeni terk etme vakti gelince, ilahi kaynağın ışığına geçip Yaradan’a geri dönerek, bedenlenme döngüsüne devam ediyoruz. Bedeninden çıktıktan sonra çeşitli sebeplerle ışığa geçmeyip dünya seviyesinde kalan varlıklar bazen insanların enerji alanında, bazen mekanlarda kalarak çevrelerini etkiliyor. Dünyadaki enerji kirliliğinin tek sebebi bedensiz varlıklar değil. Başka enerji boyutlarından, düşük frekanslı ve negatif  enerji yayan varlıklar da insanları etkiliyor. Özellikle sezgileri açık, psişik insanlar, bu tür bedensiz varlıkları algılayabilirler.

Kendi içimizdeki zayıf, negatif , düşük titreşimli enerjiler, bedensel ve ruhsal enerjimizi düşürdüğü için, iki enerji boyutunda da korunmasız-savunmasız hale geliriz. Bağışıklık sistemi zayıf olan insanların daha çabuk hastalanması gibi ruhsal enerjisi düşük titreşimli enerjilerle örülü biri de negatif enerjileri daha çok çeker.

Kişinin, kafa karışıklığı, dikkat bozukluğu yaşaması, düşük enerjili oluşu, depresif ruh hali ve hatta kendisi olmadığını hissetmesi, garipsediği-yanlış bulduğu şeyler söylüyor-yapıyor olması, enerji alanında başka varlıkların olması durumundan kaynaklanabiliyor.

Geçmiş hayat çalışmalarında, bir çok vakada, bir bedenden çıktıktan sonra hemen ışığa geçmeyip dünya düzleminde dolandığını hissedenler oldu. Bir kaç örnek; bir genç savaş alanında bedenden çıktıktan sonra aile özlemiyle, uzun süre evleri, yemek pişen mutfakları dolaştığını söyledi. Bir  genç kadın, bedenden çıkınca ardında kalan çocuğuna ne olacağını merak ettiği ve onu korumak istediği için ışığa geçmeyip dünya düzleminde kaldığını hissetti. Oğlu ölünce birlikte ışığa geçmişlerdi.

Yine bir regresyon çalışmasından alıntı; sefalet içinde yaşadığı bir hayattan ayrıldığında ışık tüneli görmesine rağmen ışığa gitmek istemedi. Ve “burada kal” diyen gri varlıklar fark etti. Tam ışık tünelin girişinde konuşlanmış, oldukça kalabalık bu gri varlık grubu, ışığa geçmemesi yönünde ısrar ettiler. Ama o bir anda kendini ışıkta buldu. Zira olgun bir ruhtu ve ancak ışığa geçerse, ruhsal yolculuğuna gelişerek devam edeceğini biliyordu. Ve geçer geçmez de “sonsuz bir ışığın içindeyim, çok güzel” dedi.

Bizim dışımızdaki düşük enerjilere bağlanmamızın en önemli sebebi olan, içimizdeki zayıf noktalara örnekler; korkular, kızgınlık, yalnızlık, boşluk ve kendini güçsüz-zayıf hissetmek. Bu hisler içindeki kişi, benzer duygularla dünya düzleminde kalmış varlıkları enerji alanına çekebiliyor. Geçmişte yaşanan, bitmemiş olayların izleri, bizim enerjimizi düşürdüğü gibi, benzer duyguları taşıyan varlıkların bize çekilmesinin de yolunu açabiliyor. Bu düşük frekanslı enerjiler, geçmiş hayatlardan veya şimdiki hayattan kaynaklanıyor olabilir. Başka varlıkların bize çekilmesine sebep olan  içimizdeki bu zayıf noktaları temizleyerek bedensel ve ruhsal olarak güçlenmek ve pozitif enerjiye daha çok yer açmak mümkün.

Enerji alanının geçmiş deneyimlerin izlerinden temizlenmesi kadar yabancı enerjilerden temizlenmesi de önemli ve benzer faydalar getiriyor. Bir çok kişide görülen ortak sonuçlar; hafifleme, rahatlama, enerji düzeyinde artış ve daha kendisi olduğunu hissetme. Tabii eklenti olan varlığın ışığa gitmesiyle, kişide o varlığın sebep olduğu durumlar da çözülmüş oluyor. Örneğin korku dolu bir varlık ışığa gönderilince, kişinin kendini daha güvende hissetmeye başlaması veya sürekli olumsuz mesajlar veren bir varlık gidince kişinin daha olumlu olduğunu hissetmeye başlaması gibi.

Bize ait olmayan enerjilerden temizlenmek çok önemli olmakla birlikte, asıl o enerjileri kendimize çekme sebeplerini ortadan kaldırmamız gerekiyor. Aksi takdirde, kişi benzer enerjili varlıkları çekmeye devam eder.  Bu sebeple kendimiz olmak, enerji alanımızda kendi özgün varlığımız olarak yaşamak istiyorsak öncelikle korkular ve güvensizlik gibi düşük enerjili duygulardan arınmamızda fayda var.

Rehberler; dünya düzleminde çok fazla ışığa geçmemiş varlık olduğunu ve bizlerin hem dikkatli olmamız hem de sık sık enerji alanımızı temizleyerek korumamız gerektiğini belirtiyorlar. Hatta bu davetsiz enerjileri insanın kendi kişiliği sanmasının mümkün olduğu ve ruhumuzla ne kadar çok bağlanırsak, bize ait olmayan enerjileri daha rahat ayırt edebileceğimiz söylendi. Daha uyanık ve farkında olarak, enerjilerden bize ait olanla olmayanı ayırt etmek mümkün.

Kendimizi en iyi şekilde korumanın yolu, içimizde sağlam bir yapı oluşturmak ve düzenli olarak her gün, altın veya beyaz ışıkla enerji alanımızı korumak. Enerjiler açısından en çok dikkatli olmamız gereken yerler, içki içilen mekanlar, hastaneler, mezarlık çevreleri. Özellikle  kalabalık yerlerde her tür enerji olacağı için, yukarıda anılan yerlere girmeden önce enerji alanımızı ışıkla korumamızda fayda var.

Daha önceleri yüzlerce kez yaşamış olduğumuz gibi, hepimiz bir gün bu bedenleri terk edeceğiz. Bedenden çıktıktan sonra ilk yapmamız gereken, doğrudan parlak beyaz, sarı ışığa geçiş yapmak. Çevremizdekilere, özellikle yaşlı veya ağır hasta olanlara da ölümden sonrası ve ruhumuzun ışık kaynağa geçişinden bahsetmemizde fayda var. Böylece onlar da bedenlerini terk etme vakti geldiğinde, doğrudan ışığa geçebilirler.

An’da olmak, kendine ve çevresine ilişkin farkındalığı yüksek olmak, bir çok faydanın yanısıra enerji alanımızı temiz tutmayı da kolaylaştırır. Kendimiz olmak, özümüze ulaşmak istiyorsak, bize ait olmayan enerjilerden temizlenmek durumundayız. Tabii negatif duygu ve düşüncelerden arınmayı, hep pozitif kalmayı başarmak durumunda en iyi korunmayı sağlarız.

Sevgi ve şükranla,