GEÇMİŞİN GÜCÜ

DİBA AYTEN YILMAZ – 10 Ekim 2011

Nisan ayında yayınlanan ilk kitabım RUHUN DERİNLİKLERİNE YOLCULUK okuyanlarda geçmiş yaşamlara ve regreyon terapisinin pratik faydalarına yönelik açılımlara yol açıyor.

Sebebini anlamayamadığınız, çözemediğiniz duygusal-bedensel acılar için, mantıklı veya geleneksel bir çok yöntem denemiş ama kendiniz ve hatta başvurduğunuz kişi de sizi ve durumunuzu anlamamış olabilir. İşte böyle bir durumda regresyon çalışmasından faydalanabilirsiniz.  Karma yasasını, geçmiş hayatlardan hangi enerjileri nasıl bugüne taşıdığımızı anlamaya başlayan danışanlarım, yeni anlayışla hayatlarına ve kendilerine baktıkça rahatlama ve huzur yaşamaya başlıyorlar. Tıpkı bizzat benim de yaşadığım gibi.

Kitabımda ve daha önceki yazılarımda da yazdığım gibi; geçmişin izlerini, bilinçaltımızda, bedenimizde ve ruhumuzda taşıyoruz. Bazı insanlar, geçmişi unutup-boşverip bugüne odaklanmak gerektiğini düşünürler. Oysa geçmiş bizi bırakmaz, çünkü geçmişi güçlü bir şekilde içimizde taşımaya devam ederiz. Geçmiş zamanda çözülmemiş duygusal-düşünsel-bedensel durumları enerji blokajı olarak bugünlere kadar taşıyoruz. Sadece acı dolu anıları değil, güzel, mutlu anıları ve yetenekleri de bugüne getiriyoruz. Geçmişte olanları anlayıp çözdükçe geçmiş peşimizi bırakır, yani kendi özgün halimize kavuşabilir ve saklı kalmış yeteneklerimizi ortaya çıkarabiliriz.

Her regresyon çalışmamda geçmiş hayatların bugünü ne kadar çok etkilemiş olduğunu farkediyorum. Danışanlarım, şimdiki hayatlarında yaşadıklarının geçmiş hayatlarıyla olan bağlantılarını şaşırarak farkederler. Şimdiki hayatınızın çocukluğuna veya geçmiş yaşamlarınıza yönelik regresyon çalışmasına katıldığınızda kendinizi keşfetmeye, daha iyi anlamaya başlarsınız. Bu keşif yolculuğunda, geçmişten bugüne taşımış olduğunuz yükleri farkedip çözümleme şansınız olur. Aksi takdirde, yüzlerce yıl daha o yükleri taşımaya devam edebilirsiniz.

Regresyon çalışmalarıma katılan danışanlarım, yıllardır cevap bulamadıkları birçok sorunun cevabına da ulaşabiliyorlar. Çalışmalarım aracılığıyla, uzun zamandır tekrarlayan durumları ve bir türlü çözülemeyen problemleri anlamak ve çözmek mümkün. Herkes acıdan kaçmak ister, ama acıyı çözmek ve acıdan kurtulmak da ister. Birçok insan, şimdiki hayatında çözemediği şeyleri düşününce “Eyvah altından ne çıkacak acaba” diye soruyor. Oysa ruhun derinliklerine baktığımızda, o çözülemez görünen problemin altında; “kendini ifade etmekten kaçınmak” veya bir geçmiş hayattan kaynaklanan suçluluk duygusu olabiliyor.

Bazı insanlar diğerlerine göre daha çok zorlanır hayatta, kimilerinin çok kolay aştığı konular (örneğin, bir eş bulmak, para kazanmak) bir diğeri için ciddi bir problem olabilir. Tüm bu ve benzeri konular geçmiş hayatlardan taşınan çözülmemiş problemlerle bağlantılı olabiliyor. Birçok çalışma sonrasında danışanlarımdan aldığım ortak geribildirimler; şimdiki hayatlarına ilişkin bir çok farkındalık yaşadıkları ve kendilerini ve hayatı daha geniş bir perspektiften değerlendirmeye başladıkları için daha rahat oldukları yönünde.

Bazen danışanlarım, bir geçmiş hayata geçip, yüzlerce yıldır aynı paternleri-davranış kalıplarını sürdürüyor olduklarını anlayınca şaşırırlar. İçinde bulunduğumuz dönem, değişim ve dönüşüm zamanı. Şimdi tam da o yanlış kalıpları, artık işe yaramayan, ruhun yolculuğunda gelişime engel olan alışılmış şeyleri değiştirme vakti geldi. Önemli olan pozitif değişim ve dönüşüme açılmak. Ancak, ruhsal yolunda aşması gerekenleri aştıkça, ruhsal sınavları verdikçe ruh aydınlanma yoluna giriyor.

Bazı insanlar kendisini keşfetmekten korkarken bazıları cesaretle kendisini keşfeder. Kendi ruhsal yolcuğuna çıkmış olan ve cesaretle kendisini keşfeden kişi aydınlanma hediyesini kendisine verecektir.

Özgür iradenin ruhsal yolculuğumuzda çok önemli olduğunu hep yazıyorum. Kendisini cezalandırılmış, bahtsız, şanssız hissedenler, bu çalışma aracılığıyla geçmişten getirdiklerini çözdükçe, özgür iradelerini kullanarak hayatlarını istedikleri gibi dönüştürebildiklerini farkediyorlar.

Korku çağından sevgi çağına geçiyoruz ve korkular bize ayak bağı oluyor. Bu çalışma, bize hiç bir şeyin göründüğü gibi olmayabileceğini tekrar gösteriyor.

Sevgi ve şükranla,