GEÇMİŞİN KARANLIĞINDAN KURTULMAK

DİBA AYTEN YILMAZ – 5 ARALIK 2008

İnsanlık başından beri bilinmeye yönelik korkular taşımış. Günümüzde hala çoğu insan daha önce deneyimlemediği, anlamadığı şeylere yönelik korkular taşır. Hatta bir çok insan korkularının esiri olmuş durumda. Korkuları onu yönetir, hayatı korkuları ekseninde yaşar.  Ama en çok da kendi iç dünyamızda, ruhumuzun derinliklerinde bastırdığımız, gizlediğimiz, unutmaya çalıştığımız şeylerin ortaya çıkmasından korkarız. Ya öğrenirlerse, ya artık beni sevmezlerse, ya beni istemezlerse? Ve bunlar da hepimizin temel korkusu olan yalnızlık korkusuna uzanır.

Peki bu korkular bizleri nasıl engelliyor? Bu korkular dolayısıyla hayatta ileri mi gidiyoruz, geri mi kalıyoruz? Korkularımız bizi nasıl engelliyor?

Korkularımız hayat yolundaki en büyük engellerimiz. Biraz zaman ayırıp düşünürsek şu ana kadar, hangi korkuların bizi hayat yolunda ilerlemekten alıkoyduğunu fark edebiliriz. Hayatımıza şöyle bir bakarsak, neleri değiştirmek durumunda olduğumuzu, neleri artık geride bırakmaya ihtiyaç duyduğumuzu anlayabiliriz. Hayat bizi zorladıkça ancak değişmeye karar veriyoruz. Bu sebeple de içinde bulunduğumuz bu değişim dönemi hepimiz için bir fırsat. Korkularımızdan kurtulmaya, kendimizi aşmaya olanak sağlıyor.

Genelde kişinin insani egosu hatta spiritüel egosu bu karanlık yanları, bırakın çözmeyi hatırlamayı bile istemez. “Ne gerek var, olan olmuş niye karıştıralım ki geçmişin karanlığını?”. Karanlık tarafıyla karşılaşmaya hazır olmayan kişiler genelde kendini tanımaya yönelik geçmiş yaşam terapisi gibi çalışmalardan kaçarlar. “O karanlık orada dursun” derler ve sanki o yokmuşcasına bir hayat sürmeye devam ederler. Ama o orada durur ve her fırsatta (aynaya bakarken, biri sana “seni seviyorum” derken) ortaya çıkar ve rahatsız etmeye, huzursuzluk vermeye, engellemeye devam eder.  Kendimizden nereye kadar kaçabiliriz ki?

Bugüne kadar hepimiz çeşitli deneyimler yaşadık. Dolayısıyla hepimizin geçmişten gelen karanlık yanlarımız var. Geçmişte kalmış, unutulmuş gibi görünen ama gölge gibi bizi izleyen durumlar. Peki ya insanlık? Bireysel karanlığımızın yanında bir de topluluklar olarak yaptığımız hatalar, yaşadığımız kötü deneyimler var.

İnsanlık bu karanlık geçmişini temizledikçe, dönüştürdükçe huzura erecek ve aydınlanacak.
Aksi takdirde geçmişi tekrarlamaya, korku dolu, acı verici deneyimler yaşamaya devam ederiz.
Herkesin peşinde koştuğu aydınlanmaya giden tek yol bu. Karanlıkta kalan gölge yanlarımıza ışık getirdikçe bütün insan oluruz. İnsanlığın karanlık geçmişini bizim adımıza başkaları veya uzaydan gelen varlıklar temizleyecek değil. Bunu yine bizler çözmek durumundayız.

Hayatımızda gerçekleşmesini istediğimiz, ihtiyacımız olan değişimleri yapma sorumluluğunu üstlenmek durumundayız. Geçmişten taşıdığımız yükleri, karmamızı çözmek için harekete geçmek durumundayız. Yine bir rehberlik mesajında geldiği gibi“zaman harekettir. O yolda o zamanda doğru seçimi yapmazsan zaman ilerler ve artık o seçimi yapsan da bir işe yaramaz. Yerinde ve zamanında doğru seçim yapmak gerek.”

Tıpkı gecenin ardından güneşin kıymetini bilmek gibi korkulardan, karanlık yanlarımızdan kurtuldukça, varoluşun keyfini çıkarmak ve hayatı daha hafif ve mutlu yaşamak mümkün.

Sevgi ve şükranla,