MEDİTASYONUN KATKILARI

DİBA AYTEN YILMAZ (08.08.2007)

Meditasyon sözlüklerde “bir düşünce veya farkındalığa dikkati yoğunlaştırma durumu” diye tarif ediliyor. Gündelik hayatın koşturmacasının ardından rahatlamak ve gevşemek için de çok uygun bir yöntem. Binlerce yıldır özellikle doğu kültürlerinde gündelik hayatın çok önemli bir parçası olmuş ve zihinsel disiplin tekniği olarak da kullanılmış.

Beklenti her zaman gerçekliği bozma riski taşıdığı için meditasyona bir takım kazançlar elde etmek beklentisiyle girmek meditasyonu etkileyebilir. Yine de düzenli olarak hergün yapılan meditasyonun kişiye dinginlik, sabır, nezaket, anlayış, iç huzuru ve şefkat getirdiği binlerce yıldır deneyimleyen tarafından dile geliyor. Zaten anılan faydalar meditasyon düzenli olarak yapıldığında ortaya çıkıyor.

Stres gibi bazı zihinsel-duygusal faktörlerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri konusunda tıp çevreleri giderek artan bir oranda hemfikir. Meditasyonun klasik tıp çevrelerinde de 1970’lerden beri kullanıldığı belirtiliyor. Amerika’daki bazı hastane ve merkezlerde yapılan araştırmalar, meditasyonun kalp atışı ve tansiyon gibi biyokimyasal ve fiziksel olumlu değişimler getirdiği rapor edilmiş. Manyetik Görüntüleme (MR) gibi bazı laboratuvar ölçümleri de bu sonuçları doğrulamış. Özellikle ameliyat öncesi veya sonrası stresi azaltmak ve operasyon sonrasında oluşan bazı komplikasyonları azaltmak için kullanılıyor.

Her ay düzenli olarak elektronik ortamda yayımladığımız ve internet sitemizden de takip edebileceğiniz Öz’e Dönüş mektubumuzun her sayısında bir meditasyonu kısaca tanıtıyorum, takip eden sayılarda da meditasyon örnekleri vermeye devam edeceğim.

Meditasyon bana göre Yaradan’a Kaynağa ulaşmanın O’nunla bağlantıya geçmenin en iyi yolu.

Meditasyonun en önemli katkıları; farkındalık ve içgörü kazanmak, odaklanmamızı kolaylaştırmak ve kendi merkezimizde olmamıza yardım etmek. Tüm bunlar ancak zihnimizi boşaltmakla mümkün. Zihinsel karmaşa yaşarken sağlıklı ve net düşünebilmek, bir konuya odaklanmak çok zor. Şimdiki an’a ilişkin farkındalığımızı artırmak, iç dünyamızda olan bitenin açığa çıkmasını ve böylece hayatımızda dönüşümü başlatmanın ilk adımı.
Ruhsal Rehberimizin bize ulaşması ve mesajlarını iletmesi için de en etkili yöntem meditasyon.

Meditasyon yapmak için yere lotus oturuşunda oturup, belli bir mantrayı tekrar etmek şart değil. Şekil değil içerik önemli.

Meditasyonu oturarak veya ayakta yapmak mümkün. Meditasyon yaparken en önemli konu zihnimizi bugün-dün-yarına ilişkin düşüncelerden arındırmak. Bizi yoran, strese sokan, enerjimizi düşüren şeyler genelde geçmiş ve-veya geleceğe ilişkin düşünceler.

Meditasyon yapmaya başlarken yavaş ve derin nefesler almak ikinci önemli konu. Aldığımız her nefesin alt karın bölgemize ulaşmasını sağlıyoruz. Bir süre nefesimizi orada tutuyor ve sonra yine yavaşça nefes veriyoruz. Her nefes verişten sonra bir kaç saniye için duruyoruz böylece yeniden derin nefes almak kolaylaşıyor. Nefesimizi takip ederek zihnimizi boşaltabiliriz.
Bunu yaparken doğal olarak aklımıza çeşitli düşünceler gelecektir, onları uzaklaştırmak yani gelip geçmesine izin vermek bizi meditasyonda tutacaktır. Gelen düşüncelerle mücadele etmek yerine onları sakince uzaklaştırabilirsiniz.
Örneğin o sabah yapmanız gereken bir şey aklınıza geldi; zihninize “evet şu anda dinginliği ve boşluğu deneyimliyorum ve seninle daha sonra ilgileneceğim” diyebilirsiniz. Deneyin işe yaradığını göreceksiniz.

Başlangıçta 5 dakika ile başlayıp zamanla meditatif geçen süreyi 20 dakikaya çıkarabilirsiniz. Önemli olan hergün düzenli olarak, mümkünse yataktan çıkar çıkmaz, hiç konuşmadan ve kahvaltı etmeden meditasyona zaman ayırmak. Hemen ilk günden mucize ve aydınlanma beklemek yerine sabırla denemeye devam edin.
Böylece gün içinde giderek daha huzurlu, daha farkında ve sakin olmak mümkün. Aradan bir süre geçtikten sonra geriye dönüp baktığınızda meditasyonun size nasıl katkıları olduğunu fark edebilirsiniz.

Nerede nasıl olursak olalım meditasyon yaparak Yaradan’a ulaşmak çok kolay. Bir çiçeğe bakın, onu izleyin, kokusunu içine çekin, içinde kaybolun işte Kaynak’a ulaştınız!

Geçen ay Antalya’da tatildeyken, sabah erken saatte, bahçede Muammer’le birlikte çi gong ve tai chi çalışıyorduk. Bir çam ağacının önüne geçtim ve tüm çalışmalarımı ona bakarak, ona odaklanarak yaptım “o ağaç” oldum. Onun köklerinin toprağın içindeki yayılımını, nasıl sıkı sıkı tutunduğunu hissettim. Doğrudan gökyüzüne yönelmişti, dümdüz! Hem çok sağlam kök salmış hem de tüm hava koşullarına uyum sağlamış ve esnek dallarıyla kendini rüzgara bırakmıştı. Benim için çok anlamlı ve özel olan bu meditatif duruşu sizlere de öneriyorum. Kendinize bir ağaç bulup yerde oturarak veya ayakta durarak onu izlemeye başlayın. O’na bakmaya başlayın, köklerinin toprağın altında nasıl ilerlediğini ve tutunduğunu iç gözünüzle görün. O ağaç olun, işte Kaynak’a ulaştınız!

Bir çocuğun gülüşünü izleyin, coşkusunu hissedin; O kaynaktan henüz gelmiş, hala izlerini taşıyor, işte Yuva’dasınız Yaradan’la bir arada!

Hayata geldiğimiz için sevinerek şükrettiğimiz her an Yaradan’la bir aradayız!

Sevgi ve şükranla,
DAY