OLUMLU DENEYİMLERİN ETKİSİ

DİBA AYTEN YILMAZ – 6 Ağustos 2009

Tıpkı gezegenimizin geçirdiği zorlu değişim süreci gibi bizler de spiritüel yolculuğumuzda zorlu dönemlerden geçiyoruz. Belirsizlik varken yolu kaybetmek çok doğal, bir çok insan tam da bunu yaşıyor bugünlerde. Yolda ilerleyebilmek, yolu bulabilmek için bazen dönüp nereden geldiğimize, kat ettiğimiz yola bakmamız gerek. Dönüp geriye bakınca, bazen ne yapmak gerektiğini bazen de ne yapmamak gerektiğini anlıyoruz. Bazen hatırlamak yetiyor, bazen yeniden keşfetmek durumunda kalıyoruz.

Bazıları geçmişe gidişin iyi fikir olmadığını söylerken, geçmişte yaşanmış tatsız anıların canlanacağına dair endişeyi taşıyor. Peki, geçmişte yaşadıklarımız hep olumsuz ve hoş olmayan deneyimler midir? Hiç güzel, mutlu hayatlar yaşamadık mı? Yıllar önce kendime bu soruyu sorduğumda, kendi içinde mükemmel olan bir geçmiş hayatımı hatırlamıştım. Bana hem iyi hissettirmiş hem de güçlü bir olumlu referans olmuştu.

Geçmişte acı-tatlı bir çok deneyim yaşıyoruz ve en önemlilerini buraya getiriyoruz.

Çalışmaya gelen 40 yaşını henüz geçmiş olan bayan, 2 arkadaşının 2 farklı görüşüyle gelmişti. Bir arkadaşı benimle yaptığı regresyon çalışmasından faydalandığını söyleyerek ona da önermiş, bir diğeri ise; “insan bu hayatın sıkıntılarını çözemiyor bir de geçmiş hayatla mı uğraşacağız” diyenler olduğunu söylemişti. Bu çalışmanın faydalı olduğunu hissedip gelmeye karar vermişti. Yaptığımız regresyon çalışmasından bazı notları onun izniyle aktarıyorum.

Çalışma öncesinde yaptığımız ön görüşmede, sorumluluk sözcüğünü çok kullandığını fark ettim. Hayatın stresiyle daha kolay baş etmek, hayatla ve kendisiyle daha barışık olmak istiyordu. Öncelikle enerji alanı temizliği yaptık, bittiğinde ciddi bir rahatlama hissediyordu. Regresyona geçtiğimizde kendisini, çok eski olmayan bir zamanda genç bir kadın olarak buldu. Genç yaşta  ailesini kaybediyor ama yine de mutsuz olmak yerine yapmak istediklerine odaklanarak kendi hayatını kuruyordu Yapmak istediği her şeyi yaptığı, her şeyin olması gerektiği gibi olduğu bir hayat yaşamıştı.

Işığa geçip rehberi ve ruh arkadaşlarıyla buluştuğunda da mutlu ve keyifli idi. Hem anne-babasıyla hem de eşi ve çocuklarıyla bir araya gelip sarıldı. Şimdiki hayatıyla bağlantılara odaklanınca, “kendime zorlukları ben çekiyorum, ben izin veriyorum” dedi. Hayatını daha az karmaşık yaşayabileceğini anladı, her şeyi birden yapmaya çalışıyor ve kendisinden çok şey bekliyordu.

Bir zamanlar kendi istekleri ile başkalarının isteklerini dengelemeyi başarmış olduğunu hatırlamak iyi gelmişti. “Bir kez yaşadım yine yaşayabileceğime inanıyorum, bu bana güven veriyor” dedi.

Seans bittiğinde “hayır” demeyi başaramadığını, derse daha iyi olacağını anladığını söyledi. Ertesi gün, “istemediği şeylere hayır demeye başladığını ve bunun kendisine çok iyi hissettirdiğini” söyledi.

Alıştığımızın dışına çıkmak gerektiğinde zorlanırız. Çoğu zaman alışkanlıkların oturması kolay, değişmesi zordur. Farklı düşünmek, daha önce yapmadığımızı yapmak, bir çok insan için zorlayıcı durumlardır. Bunu aşmayı bir kez başarırsak, dünyayı, varoluşu yeni bir gözle, bakışla algılarsak, kendimizi ve sınırlı algımızı da aşmaya başlarız.

Değişim sürecinde yükseldikçe sanki daha çok basamak var ve bizden daha çok şey bekleniyor gibi gelebilir. Yükselişin bizi nereye taşıyacağını belki henüz tam bilmiyoruz ama Kaynak-Tanrıyla bir olmak için  tek seçenek olduğunu biliyorum. Yükseliş sürecinde amaç; gerçek özümüzü hatırlamak ve insan deneyimi yaşarken özümüze ulaşmak hatta yeniden keşfetmek. Bu süreçte geride kalmamak için hep birlikte birbirimize destek olarak ilerleyişi kolaylaştırabiliriz.

Sevgi ve Şükranla,