ŞİMDİKİ HAYAT REGRESYONU

Bu internet sitesinde yer alan yazılı, görsel ve sesli içeriğin tümü, tasdix tarafından tasdiklenmiştir. Bu tasdikleme işlemiyle, bu sitenin tüm içeriği, izinsiz kullanıma karşı korunmaktadır.

Diba Ayten Yılmaz – 4 KASIM 2008

Hepimiz hayatımızın farklı evrelerinde çeşitli sorunlar yaşayabiliyoruz. Henüz annemizin karnındayken de algılarımız açık olup annemizin iç dünyasında olanları ve çevremizde olanları da algılayabiliyoruz. Ve bir çok kişi için travmalar anne karnında başlıyor.

Regresyon çalışması, geçmiş hayatlarımızdan getirdiğimiz izleri temizleyip dönüştürmeye aracı olduğu gibi şimdiki hayatın travmalarını çözmeye de katkıda bulunuyor. Aracı oluyor diyorum, zira regresyon çalışması bir iş birliği çalışması ve danışanın danışman ile iş birliği yaparak sorunlarını çözmeye içtenlik ve dürüstlükle yaklaşması ile çözüme ulaşmak mümkün.

Şimdiki hayat regresyonu çalışmalarım sonrasında kaydedilen en önemli sonuçlar; kişinin kendi olmaya, birey olmaya başlaması ve iç dünyasında oluşan dinginlik, huzur, sakinlik ve ilişkilerine yansıyan olumlu değişimler. En önemli sonuçlardan biri de kişi kendi çocukluğunda aldığı yaraların izlerini çevresine yansıtmaya  son veriyor. Ve çocukluk korkularından kurtuldukça hayat yolunda daha güvenli ve rahat ilerliyor.

Şimdiki hayat travmalarını regresyon çalışması ile çözmeye yönelik bir kaç örnek vermek istiyorum. Sıkça rastladığım bir durum; kişinin (abi, abla, anne, baba gibi) bir yakınını kaybetmesi durumunda oluşan yıpratıcı izler; özellikle ani ölümlerde bitmemişlik tamamlanmamışlık, söylenmemiş sözler kalıyor yani kişi vedalaşmamış oluyor. Özellikle kişi çocuk yaşta iken olursa, bu durum çocukta çok derin izler bırakabiliyor. Terk edilmişlik, yalnızlık, mutsuzluk, sevgisizlik ve kaybetme korkusu en çok görülen durum.

Bir yakınını kaybeden ve terapi esnasında o kişinin ruhsal enerjisiyle iletişim kuran kişiler o çok merak ettikleri soruyu soruyorlar “orada rahat mısın” ve beklenen yanıt geliyor “evet” oraya yani ruhsal kaynağa, yuvaya geçmiş olan varlıklar mutlu ve huzurlu. Ancak onları mutsuz eden şey, burada yani dünyada kalan yakınlarının onların ardından aşırı üzülüp kendilerini perişan ediyor oluşları. Seans esnasında kişi bunu anlıyor; “onlar orada rahat ama biz burada onları düşünerek mutsuz olduğumuz için onlar da üzülüyor”.
Yaptığım terapi çalışmaları aracılığıyla kişi bu olaydan dolayı birikmiş olan ve yıllardır içinde tuttuğu olumsuz enerjiyi boşaltıyor ve sevgiyle dönüştürüyor. Böylece  bugünlere kadar taşımış olduğu olumsuz duygulardan özgürleşerek hafifliyor.

Bazı durumlarda ölen kişi o bireyi enerjetik olarak terk etmiyor ve enerji alanında kalabiliyor. Bu durumda da yıllar önce ölmüş olan kişinin ışığa yani yuvaya gönderilmesi ile her iki taraf da özgürleşiyor. Özellikle danışan çocuk iken bu durum olmuş ise o kişinin biraz çocuksu kalmış olduğunu gözlemliyorum ve terapi sonrasında gözle görülür değişiklikler ortaya çıkıyor. Kişi olgunlaşıyor ve daha çok birey olmaya başlıyor.

Bir diğer travmatik olay ise ebeveynlerin boşanması durumu. Her nasıl gerçekleşirse gerçekleşsin boşanma çocuk üzerinde iz bırakıyor. Kendini dünyanın merkezi olarak algılama eğiliminde olan çocuk, her şeyi kendisiyle bağlantılı olarak yorumluyor. Ve ebeveynlerin boşanması durumunda  çocuk “benim hatam” yorumunu kolayca yapabiliyor. Ve bir veya iki ebeveynden ayrılmak korkular ve yalnızlığın çocuğun iç dünyasında çok derin bir şekilde yerleşmesine yol açabiliyor. Bu durumlara yönelik çalışmalarım sonucunda gelen geri bildirimler; kişi ebeveynlerinden özgürleşerek kendi olmaya, birey olmaya, kendini gerçekleştirmeye başlıyor, kabul, anlayış, affediş ve rahatlama oluyor ve ebeveynlerle ilişkilerde olumlu değişimler yaşanıyor.

Diğer bazı yazılarımda da belirttiğim gibi kişileri en çok etkileyen durumlardan biri de taciz-tecavüz olayları. Bu tip olaylarda çok büyük negatif enerjiler oluşuyor ve yıllarca o negatif enerjiler kişinin hayatının bir çok alanında özellikle ikili ilişkilerde kendini gösteriyor. Kişi ikili ilişkilerde blokaj yani önü kesilmişlik hissediyor ve sağlıklı, dengeli, doyumlu ve uzun süreli ilişkiler  yaşayamıyor. Bu olumsuz enerjiler salıverilip dönüştürülünce kişi özgürleşiyor ve hayatının bir çok alanında özellikle ikili ilişkilerinde rahatlama yaşıyor.

Yaşanan en önemli tacizlerden biri de fiziksel taciz yani dayak. Kişinin fiziksel bedeninde iz bırakabildiği gibi duygusal bedeninde, benliğinde de yaralar bırakıyor. Korkular ve güvensizlik baş gösteriyor. Dayak veya sözlü tacizle bastırılmaya çalışılan çocuk iç dünyasına kapanıyor, dışarıya küsüyor, güvensiz ve hırçın olabiliyor. Yine aynı şekilde yapılan çalışmayla bireyin içindeki o yaralı çocuğu iyileştirince, kişi olgunlaşmaya ve korkularından kurtulmaya başlıyor.

Şimdiki hayat regresyonu da tıpkı geçmiş hayat regresyonu gibi, kişinin karanlıkta kaldığı sanılan ama kişiyi olumsuz etkileyen olayların izlerini temizlemesine aracı oluyor. Ve hediye olarak anlayış, rahatlama, hafifleme, huzur ve sakinlik geliyor.

Ve çocuklukta yer etmiş olan “dünya güvensiz bir yer” ön bilgisi değişebiliyor ve kişi hayatını, doyumlu yaşamaya ve keyif almaya başlayabiliyor.

Sevgi ve şükranla,